renk vermemek.
insan ne oldum değil, neaber demeli sevgili okur. gözlerinin çipilini yediğiminin okuru. az takipçili, öz takipçili, yine baharlar gelecek sana söz takipçili muhteşem blogların bebiş okuru. neaber, iyisin?
kadınlar için saç boyalarında yeni renklendirme sistemi filan varsa çok bilmiyorum, pantone'lar mantonlar çıktı şimdi, ama eskiden yanar döner isimler takıyolardı saç renklerine, hastasıydım. bilmiyorum hâlâ öyle mi. "yakıcı viyole", "çarpıcı bakır", "kızıl cazibe"... gerçi bence bu üç renk birbirinin NET aynısı da. neyse. kadınlarımız görüyor o aradaki farkı. konu kozmetik oldu mu, milyonlarca rengi birbirinden adeta bitcoin mayıncılığı yapan bi mega bilgisayar gibi ayırabiliyolar. bu cinsiyetçiliğe girer mi bilmiyorum ama bence muazzam bi özellik. beni herhalde renk kataloglu bi odada on sene de bıraksan ben yine "bu sarı", "bu kırmızımsı gibi", "he bunu biliyom petrol yeşili" falan derim. renkler konusunda dümdüz bi adamım. sonuçta biz renklerin büyülü dünyasına mehmet ali erbilli çarkıfelek çarkını izleyerek adım atmış insanız. mon ami pastel setimiz yoktu bizim anlatabiliyo muyum, "23 nisan resmi yapın" dediklerinde sırf ten rengi pastel boyamız olmadığı için suratları sarıya boyayan çocuklarız moruk. he ayrıca "ten rengi" de nası ırkçı bi tanımlama, hangi tenin rengi, ona başka bi isim bulmak lazım. vardır kesin pantone 0044 gibi bi ismi. niye 44 bilmiyorum, belki malatyalıların ten rengidir. hayat sürprizlerle dolu canım okur. saç boyalarına isim veren kimlerse büyük saygıyı hak ediyolar bence. "elegan kahve", "kışkırtıcı siyah", "alev kırmızısı", "aşırı hasta olduğunda değil de nurofenle geçecek hafif bi nezle hâlinde tükürünce lavoboda görünen enfeksiyon sarısı"... evet bu sonuncusunu ben uydurdum, çok belli olmuyo inş.
whadeva.
hayatın sana kahve gibi elegan, bakır gibi çarpıcı, viyole gibi yakıcı davranmasına kucak aç sevgili okur. gökkuşaklarının altından girip üstünden çıkacağın bi perşembe olması dileğimle.
sevgilerimle,
daçe.
kadınlar için saç boyalarında yeni renklendirme sistemi filan varsa çok bilmiyorum, pantone'lar mantonlar çıktı şimdi, ama eskiden yanar döner isimler takıyolardı saç renklerine, hastasıydım. bilmiyorum hâlâ öyle mi. "yakıcı viyole", "çarpıcı bakır", "kızıl cazibe"... gerçi bence bu üç renk birbirinin NET aynısı da. neyse. kadınlarımız görüyor o aradaki farkı. konu kozmetik oldu mu, milyonlarca rengi birbirinden adeta bitcoin mayıncılığı yapan bi mega bilgisayar gibi ayırabiliyolar. bu cinsiyetçiliğe girer mi bilmiyorum ama bence muazzam bi özellik. beni herhalde renk kataloglu bi odada on sene de bıraksan ben yine "bu sarı", "bu kırmızımsı gibi", "he bunu biliyom petrol yeşili" falan derim. renkler konusunda dümdüz bi adamım. sonuçta biz renklerin büyülü dünyasına mehmet ali erbilli çarkıfelek çarkını izleyerek adım atmış insanız. mon ami pastel setimiz yoktu bizim anlatabiliyo muyum, "23 nisan resmi yapın" dediklerinde sırf ten rengi pastel boyamız olmadığı için suratları sarıya boyayan çocuklarız moruk. he ayrıca "ten rengi" de nası ırkçı bi tanımlama, hangi tenin rengi, ona başka bi isim bulmak lazım. vardır kesin pantone 0044 gibi bi ismi. niye 44 bilmiyorum, belki malatyalıların ten rengidir. hayat sürprizlerle dolu canım okur. saç boyalarına isim veren kimlerse büyük saygıyı hak ediyolar bence. "elegan kahve", "kışkırtıcı siyah", "alev kırmızısı", "aşırı hasta olduğunda değil de nurofenle geçecek hafif bi nezle hâlinde tükürünce lavoboda görünen enfeksiyon sarısı"... evet bu sonuncusunu ben uydurdum, çok belli olmuyo inş.
whadeva.
hayatın sana kahve gibi elegan, bakır gibi çarpıcı, viyole gibi yakıcı davranmasına kucak aç sevgili okur. gökkuşaklarının altından girip üstünden çıkacağın bi perşembe olması dileğimle.
sevgilerimle,
daçe.
Comments
Post a Comment