burası karışacak.
hani böyle süpermarkette sıra tam sana gelmek üzereyken öndeki aşırı yaşlı müşteri kasiyerle boş muhabbete başlar ve o sıra sana asla sen kafanda kurduğun anda gelmez, bu yüzden de her geçen saniye özgüvenini daha da yitirirsin çünkü kasada sıra gelmesi bir nevi sahne ışıkları altında olmak gibidir; tamamen sana ait olan bi şovdasındır, dıt dıt sesiyle geçen bütün ürünler senin ürünlerindir artık, o dıt dıt sesi sanki alelade bi dıt dıt değil de aldığın ürünlerin "hadi eve gidelim ve çılgınlar gibi tükenelim" coşkusunun dıt dıtıdır ama işte o aşırı yaşlı müşterinin genç kasiyere flörtöz iltifatları bitmediği için senin tüm o kendini "o ana" hazırlamışlığın pare pare kaybolur ve en sonunda o mendebur aşırı yaşlı müşteri son poşetini de alıp gittiğinde ve bu sefer gerçekten sıra sana geldiğinde, içinde alışveriş yapmış olmanın verdiği mutluluğun en ufak kıvılcımı bile kalmaz ya.
işte burası öyle bi blog olacak.
sevgilerimle,
daçe.
Comments
Post a Comment